12 Mayıs 2008

Doğru bilinen yanlışlar...

Şampiyon olduk. Tadını çıkartıyoruz. Kulüp yönetiminde doğruları Galatasaray’dan çok olan Fenerbahçe doğru sonuç alamadı. Yanlışları doğrularından çok Galatasaray şampiyon oldu. Sistem ve istikrardan çok az söz edilebilecek bir başarı. İki yıl önceki şampiyonluğun ardından doğru hamleler yapamadı Galatasaray. Gerets yanlışları, Olimpiyat Stadı üst üste gelip Şampiyonlar Ligi bozgunu yaşandı. Sonrasında yanlış transferler, yanlış hoca seçimi. Maddi başarısızlık, stadın gecikmesi derken yıllar sonra Cevat Güler ismiyle hatırlanacak şampiyonluk...
İki yıl önce kaçan fırsatı bu sene yine yakaladı Galatasaray. 2-3 yerinde transfer, doğru hoca ve Şampiyonlar Liginde “doğru stad” tercihiyle yeniden yükselişe geçebilir. Kimler gelir kimler gider bilinmez ama yolcular listesine Lincoln’un de adı yazılmalı. Hiç oynamadan Alex’le aynı parayı kazanması, bu yıl etmediyse ileride mutlaka rahatsız edecektir takım arkadaşlarını...
Hocanın kim olacağı çok önemli elbette. Deschamps ve Laudrup olmadı. İki isim öne çıkıyor. Başkanın tanıdığı, bildiği birkaç hocadan biri olan Souness ve Hagi. Devrini tamamlamış, heyecanını kaybetmiş hocalar listesinde en tepelerde yer alan bir Souness, Kalli’yi de aratabilir. Hagi olursa bir lafımız yok. Hata yapıp gönderdi o zamanki yönetim. Geç de olsa bir telafi şansı var şimdi.
Bu arada Adnan Sezgin’in tez konusu şampiyonluk ya öyle bitirelim yazıyı. Diyelim ki tez yazdık. Sene başında yapılan onca transfer yanlışını yapanları - buna teknik direktör de dahil - o tezin neresine koyacağız peki? Yanlışlar daha çok olacak tezde. Bu yıl oldu ama yanlışlardan da her zaman doğru çıkmaz. Dileriz farkındadır Polat ve arkadaşları bunun...

Özel iş...


Hakan’ı almadı diye kızıyoruz ya milli takıma, o kadar da yüklenmeyelim… Hâlâ vefa duygusu taşıyor hoca… Öyle olmasaydı “özel iş” peşinde koşan özel kanallar yerine TRT 3’teki Futbol Futbol programının yorumcusu Metin Gören’i tercih etmezdi sanki…

Uğurlu Salı


Hürriyet'in Salı günü vermeye başladığı Hürriyet Spor eki sonrası "Salı günleri spor eki veriliyorsa Galatasaray şampiyon olur" deyip örnekleri sıralamıştım... Gazetelerin dergi promosyonları hiç bitmesin, her salı spor eki versin, Galatasaray da hep şampiyon olsun...
19 Şubat 2008'deki post için tıklayın

11 Mayıs 2008

İyi adam ölür ve film biter...


Öncelikle, Jamaikalı'nın çağrıldığı milli takımı, beğenmediğimiz Sabri 10 kere hakediyor bizce. İtiraz yok... Peki nasıl bir derdi var ki Ümit Karan’la, milli takıma çağırmıyor İmparator! Emre Güngör yok ama Kral’dan çok genç olan adaşı kadroda! Kral'ın akranlarından biri de kalede mesela... Üç büyüklerde banko oynayacak tek isim Mehmet Topuz yok. Gökhan Cam da kadroda ama sürpriz değil maalesef. Aykut ya da Serdar değil Tolga üçüncü kaleci. Terim şaşırtmaya devam ediyor. Kendisi de şaşırmış çünkü. Hakan Şükür var diye Milli Takım’ı desteklemeyenler vardı bir ara. Korkarım Terim de o insanlar gibi yapacak bizi bu gidişle...

Gece ve bizim çocuklar...

1 - Florya, Taksim bir de Diyarbakır'dan canlı yayın... Ben izlerken "Neden Diyarbakır?" dedim...
2 - Bouzid, bu sezonki en güzel işini yaptı... Kral'la yanyana bir hatıra resmi çektirdi. Nasip olmaz herkese...
3 - Organizasyon kötü, stand yalan...
4 - Kararsızım... Almancı mı, Candan'ın yeğeni mi? Güzel konuşuyor: "11 Türk futbolcuyla sahaya çıktık. Bu sadece Galatasaray değil, Türkiye'nin de bayramı... Bir tek Galatasaray arması için değil, Türk bayrağı için de savaştık..."
5 - Kral kupayı getirdi!
6 - Adnan Polat, 1992'den bu yana böyle bir organizasyon yapmayı planlıyormuş. 16 yıldır aklındaki bu muydu? Bari "Dün aklımıza geldi" de... Maçı izlediğim arkadaşım Aslan'ın dişi olduğunu iddia etti. Bir rezalet daha...
7 - Takım şampiyonluk turu atarken Servet kendisini dışlanmış hissetti. "Takım arkadaşlarıma kupa hayırlı olsun" deyip ardından küfürer savurarak içeri girdi... Hakikaten Galatasaraylı olsa böyle yapar mıydı bilmiyorum...
8 - Takım Servet'e koşuyor ve Servet göt oluyor...

Veren alır...


Ligin ilk haftası; Trabzon'un hatasıyla kazanılan 3 puan... Ligin son haftası; Trabzon Fenerbahçe'yi yenmese, Sivas ligi üçüncü bitirecekti... Başka bir deyişle, Trabzon verdi, Trabzon aldı...

GS-BJK-FB TV

Daha önce Fenerbahçe'nin Sevilla'yı elediği gün GS TV'de PAF maçının yayınlandığını yazmıştım. Bu da GS TV'de şampiyonluk kutlamalarının olduğu anda diğer iki kanalda nelerin yer aldığına dair görüntüler...

10 Mayıs 2008

Hakan'ın golü ve Koloğlu

Sevdiğimiz, saygı duyduğumuz bir otoriteydi Doğan Koloğlu eskiden. Artık değil. Yazdıkları, söyledikleri eski Koloğlu’nu çok aratıyor. Son 1-2 senedir Hakan’a saydırma modasına o da kapıldı. Fenerbahçe'linin Hakan düşmanlığını anlarım da Galatasaray'lıya ne oluyor derim hep. Hakan’ın Sivas’a attığı gol için, futbol hayatının son golü dedi Koloğlu. Hakan, Oftaş’a da gol attı son maçta. Biz çok sevindik o golle. Koloğlu ne yaptı o golü bilmiyoruz! Eski otorite, Hakan yaşlandı bırakmalı deyip duruyor habire yazılarında. Bırakır mı bırakmaz mı bilmeyiz ama yaşlanınca yalnızca futbol bırakılmıyor. Spor yazarlığı da bir yaştan sonra olmuyor hani…

Kral gider mi, kalır mı?

Fatih Terim, Euro 2008 takımı kadrosunu lig bitimi yani sanırım bu akşamdan sonra açıklayacak... Benim merak ettiğim ilk konu normal olarak Hakan'ın çağrılıp çağrılmayacağı. Galatasaray'ın Sivas'dan dönüş uçağındaki görüntüleri seyrettim az önce... İsviçre'den gelen bir çocuğa hangi şehirden geldiğini soruyor. Sonra da "Gelecek misin maçlara?" diyor... Bir insan Türkiye'de kalacaksa "Gidecek misin?" diye sorar... İsviçre'deyse "Gelecek misin?" diye sorar. Euro 2008 kadrosuna çağrılacağını tahmin mi ediyor, yoksa biliyor mu?

07 Mayıs 2008

Tarih ve arşiv...


Bugün Mansur Forutan, "Fenerbahçe ayakta alkışlanmalı; hem de saatlerce!" başlıklı bir yazı yazmış... Aklıma Denizli'nin sözleri geldi... İki yıl önce, Galip Öztürk sayesinde tanışmıştım Mustafa Denizli ile... Diğer yıllarda değil ama 2000-01 ve 1988-89 sezonlarında Galatasaray'ın şampiyon olamayışına üzüldüğümü söylemiştim Denizli'ye. Seneler önce sarfettği benim unuttuğum bir lafı tekrarlamıştı: "Galatasaray tarihe, Fenerbahçe arşive geçti" demişti. Her sezon hangi takımın şampiyon olduğunun hatırlanmayabileceğini ama Avrupa'da elde edilen başarının tarihinin unutulmayacağını eklemişti.
Bu sezonun özeti de bu galiba... Bir aksilik olmazsa Galatasaray 2007-08'in şampiyonu olacak... Sivas, kaba tabirle bir zamanlar Eskişehir, Gaziantep, Samsun, Sarıyer, Malatya gibi takımların oturduğu üçüncülük koltuğuna oturacak. Aradan geçen zaman zarfında diğerlerinde olduğu gibi "o yıl" unutulacak ama bu sezon Fenerbahçe'nin Avrupa'da "başarılı" olduğu sezon olarak akıllarda kalacak...

06 Mayıs 2008

"Tut" yoksa düşersin...

Levent Eriş geldi, Manisa'yla buluştuğu yere geri gitti dedik ya, Yılmaz Vural’ın da hakkını yemeyelim bu geri gidişte! Ne ekranlarda görmek istiyoruz artık kendisini, ne de kulübede. Aynı dileğimiz Ümit Kayıhan için de geçerli. Hocalığı şöyle böyle ama, yorumculuğu kafa ütüleyen cinsten Kayıhan’ın. Çok istiyorsa televizyona çıkmayı, gitsin kayınpederi Ekrem Bora gibi film çevirsin
Gelelim asıl mevzuya; Kasımpaşa, Manisa, Rize küme düştüler bu sezon. Üçü de başladığı hocalarla bitirmediler sezonu. Kasımpaşa Kadir Özcan’ı gönderdiğinde 6 puanla 15. sırada. Son üçte değil yani. İki misli sabrettikleri Lorant üç puan ancak toplayabildi. Giray Bulak da 15. sıradayken gönderildi Manisa’dan. Samet Aybaba’yı iki haftada harcayan Rize, 14. sıradaydı Susiç’i gönderirken. Düşenler, hocalarını tutsalardı düşmeyeceklerdi belki de. Gidenlere söylenecek şeyler vardır mutlaka. Bizim lafımız gönderenlere; Kaşınmışlar…

05 Mayıs 2008

Yol...

Daha önce bu sayfalarda Wembley'e ayak basan ilk Türk'ün Levent Eriş olduğunu yazmıştım. Bu kez posta özne oluşunun sebebi farklı. 2005 Mayıs ayında Süper Lig'e çıkarttığı Vestel Manisa'yı bir alt lige düşürmek 2008 Mayıs ayında yine kendisine nasip oldu! Yarı yolda bıraktığı Adana Demirspor'un ise A Kategorisi'ne yükselmesine ramak kaldı. Eriş, Demirspor'la A Kategorisine çıkmak yerine Vestel'le A Kategorisine düşmeyi tercih etti. Sonuç doğru ama sanki çözüme gidiş yolu yanlış gibi!..

Sana ne Fener maçından?

video

Ayhan, son iki haftadır kolay atakları zora çeviren adam oldu gözümde. Neyse ki asisti ve sanırım en son Antep'teyken attığı gollere benzer golüyle tarafımdan sınıfı geçti... Ancak Sivas maçının ilk yarısındaki sözleri düşündürücü... Lider gitmişsin Sivas'a. Aklın nerede? 4 Eylül'de mi, Kadıköy'de mi? : "Fener 2-0 mağlup!" Sana ne... 1-0 mağlupsun, sen önce kendi işine baksana...

04 Mayıs 2008

Kısmetin böylesi !

Performansıyla, "Orhan Ak’tan nesi iyi?", "Ferhat bu adamdan iyiydi" dedirtti sezon boyunca. Partneri Volkan da, Balta’nın bile gerisinde kaldı. Balta’dan daha yetenekli, Sarı-Kırmızı formayı daha çok hakedenlerler Manisa’da kaldı. Sezona beraber başladığı arkadaşlarına 2. lig yolu gözükürken, bizim yetenek fukarası şampiyonluk tadacak bu sene. Şans, kader, kısmet. Ne derseniz artık…

01 Mayıs 2008

Yatak odası takımı...


Kızımızın adı Fulya Sezen... Gamze Özçelik'in benzeri bir nevi. Digiturk'deki S'nek kanalında Ev Hali diye bir program yapıyor. Bu haftanın konuğu Arda Turan'dı. Spor basınının yapamadığı güzel bir iş yapmışlar ama program boyunca Arda kıza yazdı, kız Arda'ya... Programın son bölümü yatak odasındaydı. Devamında ne oldu, orasını ilgili şahıslara sormak gerek...

30 Nisan 2008

Esra Ceyhan


Maçlar dışında adamakıllı seyrettiğim tek futbol yayını Habertürk'teki Futbol Kulübü. Ufuk Güldemir'in ardından ve el değiştirdikten sonra olumlu anlamda değişime uğradı. Spor servisi de bunlardan biri. Mustafa Doğan dışında olumsuz bir durum yok gibi. Yeni muhabirlerinin sağlam çıkması artı bir değer. Kendi yıldızlarını kendileri yaratacak gibi duruyorlar. Okay Karacan iyi işler yapıyor yapmasına da Habertürk'e geçtiğinden beri yüz ifadesi değişti sanki. Eski gülümsemesi yok, kızgın bakıyor ekrana. Futbol Kulubü'nde de bir tuhaf. Hala o programın yorumcularından biri mi o programın sunucusu mu anlayabilmiş değilim. Eğer ikinci şıksa durum kötü. Bana Esra Ceyhan'ı hatırlatıyor. Konukların önüne geçmeye çalışıyor... Tıpkı Arka Sayfa'daki Melih gibi...

Özgür Buzbaş


Henüz popüler değilken Gerçek Kesit izlerdim. Bilgehan'ın Gerçek Kesit'te oyunculuk yaparken TGRT'de spikerlik yapacağını, ardından FOX'ta İngiltere Ligi maçları sunacağını düşünemezdim. Yine geçmiş zamanlarda Ersin Düzen'in de dizi oyunculuğu yaptığı aklımdaydı...Bu bölüme virgül koyup "Kabadayı" filmine geçmek istiyorum.
Muhsin Bey filminden sonda miyadını dolduran Şener Şen'e karşı bek sıcak bakmam. Bu arada Muhsin Bey'in ilk çıktığında gazetelerde "dram", şimdilerde ise "komedi" filmi olarak yazıldığını, Eşkiya, Gönül Yarası ve Kabadayı filmlerini de neden sevmediğimi ayrıca özel olarak konuşalım.
Evet Kabadayı filmini geç seyrettim. Dizi ve sinema setlerinden sonra eline mikrofon alan başka bir isim daha varmış onu gördüm: Özgür Buzbaş...

Kırdın kalbimi...

Jardel, Sporx.com'da Hilmi Sever'e "Seneye yine Galatasaray'da oynarsam atacağım ilk golün formasını Nihat Bey'e vereceğim" demiş. Hoş, güzel de kimse Jardel'e "serin gel" demiyor. Varsa öyle bir kontenjan Prekazi gelsin, Hagi gelsin, hatta Tanju gelsin...

28 Nisan 2008

Bu mudur?

25 Nisan 2008

Rekabette son 8 yıl

video
Lig TV son 8 sezonun derbi maçlarını veriyor. Fena halde moral bozucu. İki üç maç Galatasaray'ın kazandığı. İzleyemeyenler için koyuyorum buraya tüm maçları... Pazar kazanacağımız gün olsun, devran dönsün, ağlayan bayram etsin!

24 Nisan 2008

Oray Eğin

Üçüncü şahısların yazarı Oray Eğin bugün Hakan konusunda yazmış. Güya Hakan Şükür Alevi çocukların önünü kesmiş... Şeyhmuz geldi aklıma... Geçmişte Malatyalı Şeyhmuz "Kürt olduğum için beni milli takıma almıyorlar" demişti. Aynen bu derece komik bir iddia...
Sen gazetede yazıyorsan sağdan soldan duyduklarını ben de yazayım sağdan soldan duyduklarımı. Hasan Şaş geleli 10 yıl olmuş ama ben bugün öğrendim Alevi oluğunu. Diğerlerinin de... Şükür'ün genç çocukları "sohbet" ortamlarına çekmeye çalıştığını duyuyoruz. Peki Alevi olduklarını duyduğum Emre Güngör'ün, Cihan'ın, Kabze'nin, Karan'ın ne işi var takımda. En mühimi Şaş'la neden bu kadar yakın, mesele Alevilikse!..
Başka bir mevzu Terim konusu... Terim’in, Fethullah Hoca’nın elini öperek Milli Takımların başına geldiğini de yazan yine bu adam! Öncesinde iki defa Galatsaray’ın bir defa da Milli Takımın başına el öpmeden geçen Terim neden el öpsün ki şimdi. Neyse mahkemede hesaplaşacak Terim, bu dedikodu yazarıyla. Okkalı bir ceza alıp otursa keşke yerine. Belki daha az sallar o zaman...

İroni

Funda Arar, sen nasıl cumhuriyet kadınısın? Nasıl olur da Hazreti Muhammed albümünde şarkı söylersin? Sen yetmiyormuşsun gibi bak sen bi de Hakan Şükür'ün Kutlu Doğum Haftası'nda söylediklerine. Eski takım arkadaşı Emre'den de beter bu Hakan. Emre Eyüp'te camiye gitmişti. Hem de 29 Ekim günü! Hakan da 23 Nisan öncesi ne laflar ediyor. Nedir o kardeşlik, dostluk mesajları? Al bıçağı git işte maça... Sizler nasıl bu cumhuriyete layık insanlar olacaksınız? "Allah'la benim arama kimse giremez" demek varken, "Benim babaannem de başörtülü" demek varken bu albümde şarkı söylenir mi, camiye gidilir mi, Hazreti Muhammed (SAV) anılır mı hiç! Ercan abinizi, Fatih abinizi örnek alsanıza...

21 Nisan 2008

Ne Kartal ne Fener...

video
Geçen ay diğer blogda yazmıştım ... İnönü'de de Saracoğlu'nda da çalınıyor şu Latin ezgisi... Moda oldu... "Önce bizim tribünlerde çalındı" geyiği var. Şarkıyı ilk keşfeden ne Fener ne Beşiktaş: Yıldız Tilbe... 1996 yazında Murat Yeter müziği düzenlemiş, o da söz yazıp Aşkperest albümüne koymuştu Tesadüf Değil adıyla... Şarkıyı youtube'da bulamadım. Sevabıma buraya upload ettim, dinlemek isteyen dinlesin...

Boşver Erdoğan...


Evinde Lig TV'si olmayanlarin en çok seyrettiği programlardan biri TRT'deki Stadyum. Program boyunca yüzlerce mail geliyor Erdoğan Arıkan'a. Kimileri takimlarin yayin sirasindaki dizilisinden, kimileri yorumlardan rahatsız. Aslinda herkes birseylerden rahatsiz... Onlar yaziyor, Erdogan Arıkan da her kotu maile iki saat aciklama yapiyor lig başladığından beri. Lüzumsuz zaman kaybi, program uzuyor... Onlar yazsin, sen okuma Erdoğan mümkünse...

18 Nisan 2008

Top ve Top


Oray Eğin: Fatih Terim’in Amerika’ya giderek Hocaefendi’nin elini öptüğü, icazetini alarak Milli Takım’da göreve başladığı epey telaffuz edilmişti futbol kamuoyunda...
Fatih Terim: Bir Allah'tan korkarım. Ben babamın dışında kimsenin elini öpmem. Ben Adanalıyım. Toptan da toplardan da iyi anlarım...
EKLEME: Oray Eğin'in köşe yazısına Aybars Hünalp ağabeyin Tercüman'daki köşesinde yanıt veriyor Terim.

17 Nisan 2008

İmzayı atarken "evet" dese de...

Yıllar yıllar önce Tatlıses, Sezen Aksu'nun projelerine "ok" deseydi şimdi sadece İsrail ve Dubai'de değil dünyanın bir çok yerinde dinlenebilen bir adam olacaktı... O başkalarına kulak verince onun yapamadığını Khaled'ler, Rashid Taha'lar yaptı... Bilmemkimin düğünü, bilmemkimin sünneti derken sesini "heder" etti. Abdullah Avcı'nın durumu da aynı şimdi benim gözümde. Galatasaray maçı öncesi atılan "bir" yıllık imza neyin ispatı, kompleks mi, kuyruk acısı mı başka birşey mi anlamadım... Avcı, uzaklaşması gereken başkana daha da yakınlaşıyor. Yazık...

16 Nisan 2008

Kaçıranlar için...

Bir önceki postta Mehmet Demirkol'un ismi geçti... Adamı o kadar seviyoruz ki ağzından yeni sözler çıksın, geçmişte Hıncal'da olduğu gibi "Bu konuda fikri ne" diye düşünüyorum... Ne yazık ki Türkiye'deki tüm programlardaki içeriklerde olduğu gibi onun da yer aldığı programların içeriği aynı... "Önce Fenerbaçe'yle başlayalım isterseniz", ardından "Peki Galatasaray", sonrasında "Problem demişken Beşiktaş", nihayet "Anadolu'dan şampiyon..."

Bu hafta Futbol Kulübü'nü canlı izleyemedim. "Yarın Milliyet'te okurum" dedim ama denk geldi tekrarını izledim... Zira, Pazar akşamı TRT'deki Spor Stüdyosu devamının habercisi... TRT'yi kaçıranlar için Pazartesi günü Futbol Kulübü'nde aynı sorular aynı cevaplar, kaçıranlar için Milliyet'te aynı sözler, onu da kaçıranlar için Lig Radyo'da soruları Mehmet Ayan soruyorsa aynı sözler... Bir tek radyoda Ozan Şişli'nin soruları farklı olduğu için farklı sözler duyuyoruz... Bir yerlerde terslik var ama nerede?

Emanet


Fenerbahçe konusunda lafını kaale aldığım isimlerden Gürcan Bilgiç "Ricayla penaltı el değiştirmez" derken, Demirkol "Penaltı atmak isteyen kişi Kezman'sa atacak" diyor... Ben Bilgiç'in tarafındayım... Michael Schumacher gelsin, İstanbul trafiğinde arabamı vermem ona, ben de ondan istemem... Zira emanetin götü ağır olur... Kezman da bu hataya düştü...

14 Nisan 2008

Yeni gözde 2yuz.com


Önce yonja'ydı ardından 80630... Daha sonra da facebook revaçtaydı... Futbolcuların yeni gözde siteleri 2yuz.com... Onlardan biri Uğur Boral...

Adnanlar

Lig TV logosunun üstüne dikkat... Bizimkiler Ali Sami Yen'e nazır dükkan açmışlar... Bu arada kızlar, "Şuradaki insanlar Feldkamp'tan daha çok deplasmana gitti, biz ondan daha iyi yönetiriz" diyor. Dert edecek bir durum yok... Adnanlar Florya'dan rastgele üç kişi seçip koydular kulübeye.

Olur mu, olmaz mı?


Bu sezon puanlar birbirine yakın... Kitaptaki statüyü buraya yazalım, yukarıdakilere olmazsa aşağıdakilere belki lazım olur... Sami Yen'de Galatasaray 2-0 yener mi bilinmez... Öyle olursa bu sezon ne 8 atacak takım ne de 8 yiyecek takım var ligde...

- Kendi aralarındaki müsabakalarda puan eşitliği varsa kendi aralarındaki müsabakalardaki gol averajına, (Kendi aralarındaki maçlarda atılan gollerde eşitlik var ise, deplasmanda fazla gol atan takım üstün sayılmaz.)
- Kendi aralarındaki müsabakalarda puan ve gol eşitliği devam ediyorsa, genel puantajdaki gol averajına bakılır. Takımlar arasındaki gol averajı da eşit ise daha fazla gol atmış olan takım üstün sayılır.
- Bu şartlara rağmen eşitlik devam ediyorsa hükmen yenilgisi olmayan takım üstün sayılır.
- Bütün bu şartlara rağmen eşitliğin devam etmesi halinde belirtilen esaslara göre ilgili takımlar arasında yapılacak tek maçlı eleme usulü müsabakaları neticesinde kazanan takım üstün sayılarak nihai sonuç alınır...

09 Nisan 2008

Ya topçu değil ya da...


Dünyanın en iyi takımlarından hatta daha doğru tabirle dünyanın en pahalı takımlarından birinde forvet... Maçı izlerken çıldırttı bizi... Kaçırdı, pas vermedi, bencillik yaptı vs... Eto'o gelecek diyorlar ya inanmadım. Bu adam ya topçu değil ya da Fener'le anlaştı...

Bırak döneyim...

"Edirne kapısı zordur geçilmez,
Uzaktır memleket kolay gidilmez,
Dağda açan çiçek, şehirde büyümez..."

Dinle Sevgili Ülkem
Ahmet Kaya tribute albümü
Aralık 2002

07 Nisan 2008

Bay Doğru

Gülben Ergen dinledik ya son zamanlarda, başlık oradan... Avcı harbiden istendi mi istenmedi mi bilmiyorum ama Belediye'de kalmakla doğru bir karar verdi... Belediye'nin başkanının Galatasaray kongresinde oy kullanmasına kızdığımız bir zamanda, Belediye'nin hocasının lig bitmeden, takımı yüzüstü bırakıp gitmesi pek hoş olmazdı. Şimdi tek isteğim şu: 1987'de bitime dört hafta kala bize attığı golle az kalsın şampiyonluğu elimizden alacaktı, 2008'de ligin bitimine dört hafta kala yolumuza taş koymaz inşallah... Amman Avcı vurma beni durumu yani...
Avcı, seneye istiyorsa gelsin... Sevinirim... Bu arada; eklenmesi gereken bir de şu nokta var... Memlekette müslüman oranı yüzde 99'dan 60'lara gerileyince Gülen Cemaatine mensup olmak suç oldu. Dahası, önceki postlarımdan birinde dediğim gibi her müslümana Fetocu deniyor artık. Avcı'ya da fetocu diyen de var içiyor diyen de... İsterse putlara tapsın ben seviyorum bu adamı. Efendi adam sonuçta: Açılışı şarkıyla yaptım, kapanışı da öyle yapayım... "Farketmez ne dili ne dini rengi, Madem ki insandır saygımız vardır..."
EKLEME: Knoxoverstreet abim "Yorum" kısmında ayrıntıları yazmış... Sondan dört hafta kala oynanan maçı merak edenler de var... 1986-87 sezonu yani 13 yıl aradan sonra alınan şampiyonluğun olduğu sezon Rizespor Galatasaray'ı 2-0 yenmiş, gollerden birini Abdullah Avcı atmıştı. Gözümde canlandığı kadarıyla o zamanlar beyaz formalı sakallı Sokrates gibi bir adamdı Abdullah Avcı...

06 Nisan 2008

Kerkük



Kerkük'te bir terzi dükkanı...
Duvarda Yaşar Doğu ve Türkiye'nin 2002 posteri... Dükkanın sahibi, "Çok severem. Kimse sırtını yere getiremedi amma sırtını toprak yere getirdi" dedi Yaşar Doğu için... Türkiye için, "Bizim Türkiye" dedi... Peki ya Kerkük... Biz onlara ne kadar sahip çıkıyoruz?

Kutsal Özlem

video

Şarkının adı Kutsal Özlem... Sanırım Mustafa Kemal'in ardından yakılan en güzel şarkı budur... CHP mitinglerinde, meydanlarda her zaman marş değil, bu şarkıyı duymak isterim şahsen... Rahat uyu Mahzuni...

05 Nisan 2008

Özarı olmazsa Şeren...

Ligin bitimine sayılı günler kala Galatasaray hocasız... Beklenen oldu yani... 15 yıl önce Almancı akrabalar "şampiyon yapıp bırakır" diyorlardı, şampiyon yaptı, bıraktı. Biz büyüdük "birkaç hafta çılıştırır bırakır" demeye başladık. Çalıştırdı bıraktı... Hoca adayları Fenerbahçeli bir abimizden... Adam Fenerli ya, tuzu kuru tabi... Birch'e ulaşmaya çalışmışlar ama rahmetli olmuş... Coşkun Özarı ve Turgay Şeren isimleri de gündemdeymiş... Sigaraları hazırlayın...

04 Nisan 2008

22 mi 10 mu?


Kapalıdakilerin ses telleri Sasa İliç oley derken Lincooolllnn Lincooolllnn dedikleri kadar çok yorulmuyordu belki ama O, takımın en iyi oyuncusu olmasına rağmen kenara alındıktan sonra atılan gole en az kapalıdakiler kadar sevinebiliyordu. Hoca tarafından oyuna girmesi için çağrıldığında trip de atmıyordu. Üstelik senede ortalama 10 gol 10 assistle oynuyordu. Karizmatik bakışlı, cool görünüşlü bir 10 değildi. Çelimsiz, sıska ve zırt pırt sakatlanmayan bir 22 idi. Ve ne yazıktır ki bu seneki kaos futbolu'nda, Karşı Yaka' nın 10'unun istatistiklerini zorlayabilirdi. Floryadaki temizlik harekatı Orhanları, Cihanları ait oldukları yerlere gönderirken, malesef kalıcı kirlilikler de yarattı.

Şimdi...


94 finalinin uzatma dakikalarında Mario Silva'nun şutunun Pagliuca'nın ellerinden sekip direğe çarpmasında, 96 İngiltere'de yine 90 dakikalık muhteşem futbolunu sadece Patrik Berger'in penaltısıyla taçlandıran Çek takımı uzatmalarda Bierhoff'a engel olamadığında, efsane Şampiyonlar Ligi finalinde gece boyunca rakibini döven Münih takımını son iki dakikada Scholes ve Sheringham cezalandırdığında, Monaco'da devlerin finalinde Fatih Akyel'in şutunun Jardel tarafından orta olarak algılanmasında hep aynı etken ön plandaydı... Çok uzağa değil, iki yıl öncesine, Denizli'ye, "travmatik 16 dakikaya" da gidebiliriz...

Niyetim Fenerbahçe tarihinin en önemli galibiyetini küçümsemek değil ama Fener-Chelsea maçında izlediğim tablo, naçizane futbol bilgimin bu yönde değerlendirme yapmasına yol açıyor...

Premier Lig'i benden çok daha iyi bilen arkadaşların affına sığındığımı belirterek şunu söyleyebilirim ki; Chelsea bu sene Premier Lig'de hiçbir takıma Fenerbahçeye dün gece yaptığı kadar (özellikle ilk yarıda) oyununu kabul ettiremez... Bu kadar rahat pozisyona giremez... Dün gece 25.dakika itibariyle Chelsea, Fener kalesinde 3 net gol pozisyonu bulmuş ve fileleri bir kez ziyaret etmişken, Fenerbahçe rakip ceza sahasına sadece bir kez topu göndermiş ve topla beraber cezasahasına hiç girememişti... Ne olduysa ikinci yarıda oldu... Tek pozisyonda bir gol... Deivid'in olağanüstü şutu... Ve kaledeki Volkan...
Fener camiasının yapması gereken, başarıyı kısa sürede özümsemek ve Salı gününü ciddi ciddi düşünmek... Çünkü bu seviyede bu futbol çok büyük ihtimalle ağır bir şekilde (Anfield Road'taki yakın zaman futbol kabusunu hatırlatmak istemezdim) cezalandırılır...

03 Nisan 2008

Polat ve kişisel kin...


“Durup dururken bu kadar bel altı dalmak icin Adnan Polat'a kişisel bir kininiz olması disinda bir sebep göremiyorum” demiş Othello son posta yorumunda. En az 5- 6 tane de yakışıksız sayfaya koymadığım yorumlar da oldu Kim gelsin postuyla ilgili. O postta açmadık bu postta açalım biraz mevzuyu. Galatasaray’lıyım ve takımımın hiç de iç açıcı olmayan durumunu gördükçe kızıyorum Polat’a. İlk Polat döneminden başlayalım;

Hollmann, Saftig gibi ikinci sınıf teknik direktörleri takımın başına getirip Galatasaray’ı senelerce geriye götüren adamdır Polat. Mapeza, Kuzmanovski, Saffet gibi cevherlere sarı-kırmızı formayı giydiren de Polat’dır. Hakan Şükür’ü zorla Torino’ya gönderen de, Kubilay’ı elde tutmayı beceremeyen de aynı adamdır. İkinci Polat dönemi birinciyi aratmadı doğrusu. En az kendisi kadar becerikli! adaşını getirdi Polat ilk önce Galatasaray’a. Toptan korkan topçu İnamoto, super yedek Carrusca’yla koyuldular işe Adnan’lar. Devamında icraatları ortalama 10 gol ve 10 asistle oynayan İliç’i göndermek, Kalli’yi getirmek oldu. Sonrasında, lütfedilen koltuğu bırakmamak adına; Adnan Öztürk ve Abdurrahim Albayrak gibi takıma ciddi katkılar sağlayacak kişileri yönetime almadı Polat.

Ezeli rakibin başkanı Aziz Yıldırım on yıldır görevde. Tek başına yaptıklarıyla, Fenerbahçe; Avrupa devleriyle boy ölçüşür hale gelmiş, ligindeki rakiplerine de ciddi anlamda fark atmış durumda. Tamam, bizim de bir Aziz Yıldırım’ımız olsun demiyorum. Futbolu bilen, Galatasaray’ı düşünen bir başkanımız olsun yeter. Faydası olduğuna ve olacağına inanmadığım için takımımı çok sevdiğimden istemiyorum Adnan Polat’ı. Ve bunda kişisel kin aramak komik kaçtı. Açıklayalım derken de fazla uzattık...

01 Nisan 2008

Kim gelsin?


Almanların çoktan unuttuğu Toppmöller, H.Berlin macerasından beri yüzüne kimsenin bakmadığı Falco Götz, gelecek yılın antrenör adayları. Hollman veya Saftig de olabilir pekala. Sarı-Kırmızı'ya gönül veren milyonlara yakışmaz ama 15 yıl öncesinin çapsız yöneticisini önce Futboldan sorumlu, şimdi de başkan yapan "Gassray" camiasına yakışır hepsi de.

Bertuğ Cemil, pardon Zurita...



"Yol kenarındaki tartıcı, mendil satan çocuklar benim arkadaşlarım. Hepsini arabama doldurup onlara hem yemek ısmarlıyorum, hem de onlarla PlayStation oynuyorum. Sonra da teker teker onları aldığım yerlere bırakıyorum. Evet benim en yakın arkadaşlarım o çocuklar..."


Bu sözler Zurita'ya ait... Sözleri duyduğum yer yerel bir kanal, yani Gaziantep Olay Televizyonu. Ivan, Beto ve Zurita uzun uzun Brezilya-Arjantin geyiği yaptılar. Az kalsın kavga bile çıkacaktı Beto'yla Zurita arasında. Zurita Bertuğ Cemil'in Yağmur şarkısını söyledi, Beto'yla Ivan da kendi dillerinden bir şarkıyla şov yaptılar. Epey olmuştu, TV kanallarında futbolun baş aktörlerini dinlemeyeli... Yöneticiler de konuşsun, yazarlar da yorumcular da... Ama aktör onlar, ben önce onları görmek istiyorum televizyonda... Bu yüzden Antep Olay'dan Mustafa Teke ve Kenan Yücel'e teşekkür ediyorum...